İLİŞKİLER NEDEN YÜRÜMÜYOR?

strateji Jan 04, 2022

Hepimiz sosyal varlıklarız…

Bizler, birbirimizle iletişim halinde yaşar; konuşarak, birbirimizi dinleyerek ve anlayarak sosyal yaşantımızı devam ettiririz. Bunlar bizim için büyük bir ihtiyaçtır.

İlişkiler, bizim için iletişimin ve bu iletişimden haz almanın, tatmin olmanın bir parçasıdır. Zaten bundandır ki iletişime birtakım manalar yüklüyoruz.

Ve görülmektedir ki iletişim, çok derin ve farklı manalarda yaşanabiliyor.

Kendinize, çevrenize, sevdiklerinize ya da en yakınlarınıza büyük çerçeveden bir bakmanızı istiyorum. Bazı kişiler ilişkilerinde çok başarılı olurken bazılarının ise ilişkileri hiç yürümüyor.

Peki, bu neden böyle oluyor? Neden bazı kişiler, ilişkilerinde sürekli sükut-u hayale uğrarlar? Onların mutsuzluklarının, yalnızlıklarının nedeni nedir?

Bugün sizlerle bu konu üzerine konuşacağız.

Sevgili dostlar…

Çarpık bakış açılarının ilişkiler üzerinde çok etkisi vardır.

Acaba çarpık bakış açısı ne demek? Çarpık bakış açısı demekle neyi kastediyoruz? İlişkilerin yürümemesi ile çarpık bakışın bir ilgisi var mı?

İlişkilerimizin yürümemesinin ana nedenine baktığımızda bunun en önemli nedeninin zihin ve bilinç seviyesi olduğunu görürüz.

İlişkilerimizin yürümemesinin diğer bir nedeni ise karşımızdaki kişiye ve kendimize yüklediğimiz anlamlardır.

Çünkü herhangi bir kişi, karşısındaki kişiyi olduğu gibi kabul edemiyorsa ilişkisinin yürümesi pek de mümkün olmaz.

Bu durumun en önemli sebebi ise kendimizi olduğumuz gibi kabul edemememiz ve karşımızdaki kişiye yüklediğimiz çarpık bakış açılarıdır.

Çarpık Bakış Açıları

Bizler yaşam döngümüz içerisinde iki türlü çarpılma yaşayabiliyoruz. Bunlardan biri kendimizle ve diğeri ise başkalarıyla ilgilidir.

Eğer bir diğerine çok fazla anlam yükler, onu kendimizden çok yüksekte görür ve ona hayran olursak çarpık bir bakış açısına sahibiz demektir.

Bunun tam aksi durumlarda yani bir kişiyi kendimizden daha aşağıda, yetersiz, değersiz ve kötü gördüğümüzde bu tavırlar da çarpık bir bakış açısında olduğumuzun işaretleridir.

Çarpık bakış açısına sahip olanları ilişkileri yürümez. Çünkü bir ilişkinin gerçek anlamda yürümesi ve sevgi dolu bir ilişki olması için iki kişinin aynı seviyede olması gerekir.

Zihnimizdeki çarpık bakış açıları, ilişkilerimizde karşımızdaki kişiye yüklediğimiz anlamlar genelde bir şekilde anlam bulur.

Zaten o yüzdendir ki zihnimiz sürekli dış dünyaya yansıdığı ve sürekli olarak karşımızdakileri kendimizle eşit görmediğimiz için iletişimde sıkıntı yaşıyoruz.

Daha da ötesi, onların sahip oldukları özellikleri kendimizde görmediğimiz için ve kendimizde olan özellikleri de onlarda görmediğimiz için ilişkiler yürümüyor.

Ve en önemlisi eğer bizler bu durumu kabul edemiyorsak, duygusal elektrik yükleri içerisinde arzu veya aşk içerisinde ya da nefret içerisinde kaybolmuş durumlar yaşıyoruz.

Herkesin malumu olduğu üzere Freud, bu konuda birçok araştırma yapmış biridir. Ona göre bir kişiye ya da bir fikre karşı duyulan enerji, bir şeye yoğunlaşmak demektir. Yani bir şeye çok yoğunlaştığımızda ve anlam yüklediğimizde bu durum ortaya çıkıyor.

Ve bu durum, bir kişinin aşırı süper ego noktasına geçmesine veya çok id noktasına düşmesine neden oluyor. Kısa örneklerle bunu biraz açmak istiyorum.

Eğer kendimize çok anlam yüklüyorsak aşırı yüksek egoya çıkıyoruz ve narsistçe birtakım davranışlar içinde oluyoruz. Karşımızdakine bir anlam yüklediğimizde ise çok aşağıda kalıyor ve kendimizi değersizleştiriyoruz.

Fiziksel Çekim ve Hakiki Sevgi

İki kişinin birbirine duyguyu fiziksel çekim işte tam olarak budur.

Bir kişiye çekilmek ya da itilmek, zihnimizdeki çarpık bakış açıları ve anlamlarla ilgilidir. Bu hissettiğimiz şey, sevgi değildir. Hakiki sevgi, böyle bir duygu değildir.

Zaten sevgi, karşıtı olan bir duygu değildir. Sevgi, bir kişiyi kendimizle tam eşit gördüğümüz zaman, zihnimizdeki nötr durumda nötr olarak deneyimlenen hakiki bir durumdur.

Ve bu nötrlük bozulduğunda bizler, fiziksel çekim olarak adlandırılan durumu yaşıyoruz. Böylelikle de tersi aşk olan durumun içine giriyoruz.

Bu yüzden bir kişiyi ne kadar çok istersek, ne kadar çok arzularsak ve ne kadar yoğun anlamlar yüklersek o kadar fazla arzulayabiliyoruz.

En sonunda, ilişkide onu çok yücelttiğimizden dolayı, zihnimizde en aşağılık dediğimiz kutucuktaki davranışları da ondan görmek mecburiyetinde kalıyoruz.

Oysa sevgi daha dengeli bir haldir. Duygu değildir.

İLİŞKİLER EĞİTİMİ  

04 Ocak tarihinde başlıyor!

Bu eğitim sonunda, ruh eşinizle mutlu bir evlilik yapmış olabilirsiniz…

Hemen tıklayarak kayıt olabilirsiniz!

Close

50% Complete

Two Step

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit, sed do eiusmod tempor incididunt ut labore et dolore magna aliqua.