Travmanızı Nasıl Dönüştürürsünüz?

Travmanızı Nasıl Dönüştürürsünüz?

Hayat zor. Ekonomik zorluklar bir yana siyasi krizler, insan ilişkilerindeki dejenerasyon ve çevresel faktörler hepimizin hayatını daha da zorlaştırıyor. Stres ve travmalar artık hayatımızın bir parçası haline geldi.
Travmalardan kurtulmak, bunları ve etkilerini kendimizden uzaklaştırmak için çok çeşitli yöntemler uygular hale geldik. Gelin bugün sizlerle bu konu üzerine konuşalım ve travmalarımızı nasıl dönüştürebileceğimizi anlamaya çalışalım. Bunu başarırsak hayatımızda neler mi değişecek, sonuçta neler mi olacak? Bunları merak ediyorsanız yazının sonuna kadar okumanızı şiddetle tavsiye ederim…
Sevgili arkadaşlar; travmanın nasıl dönüştürüleceğini veya bu halin üstesinden nasıl gelineceğini keşfetmeden önce travmayı anlamamız gerekir.
Kendi bedenimizde ve zihnimizde, öncelikle travmanın gerçekte ne olduğunu ve vücutta nasıl ortaya çıktığını anlarsak daha doğru sonuçlara daha kısa zamanda erişebiliriz.

Travma Nedir?

Travma temel olarak, başımıza gelen veya hayatımızda meydana gelen ve olumsuz olarak “algıladığımız” herhangi bir olaydır.
Kendi değer yargılarımıza göre kötü hissettiğimiz herhangi bir deneyim, hiçbir etkisi olmasa bile “zararlı” veya “faydalardan daha fazla dezavantajı var” olarak değerlendirilir.
Yani kısacası, bir olaya travmatik diyebilmemiz için önce o olayı aklımızda “zararlı” ya da “kötü” olarak görmemiz gerekir. Bakış açımız olumsuz olmasa, bu olaya en baştan travmatik demez, onu bir travma kaynağı olarak görmezdik.
Daha da önemlisi travma, bir veya daha fazla deneyimin üstesinden gelmek için iç kaynaklardan yoksun olduğumuzu hissettiğimizde ortaya çıkar.
Evet sevgili dostlar; bir olayın daha fazla sakıncalarının, kötü sonuçlarının ve daha zararlı ya da olumsuz yönlerinin olduğunu algıladığımız herhangi bir anda, onu zihnimizde “travma” olarak sınıflandırır ve algılarız. Muhtemelen de hayatta kalmamız için bir “tehdit” olarak algılayabiliriz.

Travmaların Üstesinden Nasıl Gelinebilir?

Buraya değin, travmaların aslında algılarımızın bir ürünü olduğunu anlamaya çalıştık. Bu aşamada en önemli soruya geçiyoruz. Travma nasıl dönüştürebilir veya travmaların üstesinden nasıl gelinebilir?
Bunun için size 4 aşamalı bir süreçten bahsedeceğim. Bu aşamaları içselleştirir ve düzgünce uygularsanız travmalara ilişkin hayatınızdaki değişimleri çok rahatlıkla fark edebilirsiniz.

1. Onayla ve kabul et: Bu aşama, hayattaki her şeyi dönüştürmenin ilk adımıdır. Bizler, kabul etmediğimiz hiçbir şeyi değiştiremeyiz veya dönüştüremeyiz.
Brene Borwn’un radyal kabul konusundaki çalışmalarına aşina iseniz, muhtemelen “herhangi bir deneyime teslim olmanın“ gücünü de biliyorsunuzdur. İşte bu konunun özü ve anahtarı da budur.
Kurslarımda ve seanslarımda on binlerce insanın travmalarını saniyeler içinde tamamen bırakıp dönüştürebildiklerine şahit oluyorum. Bunun olması içinse tamamen teslim olmaları ve deneyimle savaşmak yerine içinde kalabilmeleri gerekiyor. İşte o anda pek çok kişinin travmalarını dönüştürmeleri de kolaylaşıyor.
“Hayat bizim başımıza gelmiyor, bizim için oluyor” diye düşünülmesi de çok önemli. Kötü dediğimiz ya da yarardan çok dezavantajlı olarak algıladığımız her deneyim, öğrenilmeyi bekleyen derslerle ve görülmeyi bekleyen iç görülerle doludur. Bizler bu deneyi süreçlerine tam manasıyla teslim olduğumuz an, onlar bizim öğretmenimiz, ışığımız ve müttefikimiz oluyorlar.
“Dile kolay bunlar” dediğinizi duyar gibiyim. Tabii ki, bunların gerçekleşmesi, söylendiğinden çok daha zor. Bu yüzden nefes çalışması ve meditasyon çok ama çok önemlidir. Bunlar bizim müfredatımızdaki ilk ve temel ilkelerdir. Neden mi? Çünkü kabul ettiğiniz hiçbir şeyi dönüştüremezsiniz.

2. Düzenli Olarak Nefes Çalışması Yap: Dönüşüm olması, vücutta ve sinir sisteminde bir düzeyde güvenlik ve istikrar olmasına bağlıdır. Vücudumuzda ve sinir sitemimizde bunu yapabilmemizin en iyi aracı, en kolay yolu nefes çalışmasıdır.
Bizi takip edenler bilirler ki düzenli nefes çalışması bizim ilk prensibimizdir. Düzenli nefes çalışması sonucunda insanların dönüşmesi, travmalarından arınması için güvenli bir alan yaratabiliriz. Bundandır ki sizlere tavsiyem bir an önce istikrarlı ve disiplinli bir şekilde nefes çalışmalarınıza başlayın.

3. Vücudunla Ortak Olmayı, Bedenin Güvenli Bir Liman Olduğunu Öğren: İnsanlar genellikle travmatik deneyimin ayrıntılarına karşı genel hissi hatırlarlar. Kaçınma ve uzaklaşma gibi tepkiler içerisine girerler. Oysa, bir travma söz konusu olduğunda, geçmişte böyle hissetmemiş olsa bile, bedenin kendisinin, geri dönmek için güvenli bir yer olduğunu öğrenmeliyiz.
Konuşma terapisi ve ek kaynaklar yararlı olsa da, anılarımızın çoğu vücutta saklanır. Bunun nedeni travma anlarında beynimizin Prefrontal Korteks Kontrolü denen şeyi yapmasıdır. Akıllı beyniniz, yüksek beyin yapılarından, beynin travma ve strese cevap vermeye yardımcı olan bölgelerine (amigdala, beyin sapı, hipotalamus) enerji ve kaynakları atmaya başlar.
İşte tam da bu esnada vücudumuzla ortak olmayı, bedenimizin güvenli bir liman olduğunu öğrenir ve bunu bilinçli bir şekilde uygularsak nefesimize ve fiziksel bedenimize geri döneriz. Vücudumuzla ortak olmayı öğrenir ve travmaları dönüştürebiliriz.

4. Çarpık Algılar Üzerine Çalışmak: Kendimizi güvende ve ilerlemeye hazır hissettikten sonra, aklımızla ve yaşanan olayla ilgili olarak çarpık algılarımıza yönelik çalışmak çok önemlidir. Kendimize şunu sorabiliriz: “Buradan almam gereken ders neydi?”
En güçlü duyguları yaşadığımız an hemen kendimiz olmalı ve algı kavramına geri dönmeliyiz. Ardından kendimize “bu özel deneyimden nasıl faydalandım?” sorusunu sormalıyız.

Sevgili dostum,; sen de hemen eline bir kalem al ve yazmaya başla.
Bu deneyimin tüm faydaları nelerdi? Bu durumdan ne öğrendin? Sen kimdin? Bu özel deneyim yüzünden şimdi kim oldun? Bu deneyim bugün olduğun kişi olmana nasıl yardımcı oldu? Bu deneyimden nasıl faydalandın? Travmatik dediğiniz bu deneyimden hangi hediyeler ve güzel dersler çıktı?
Algılarımızda kaybolduğumuzda asla göremediğimiz ama onlardan kurtulduğumuzda kolaylıkla görebildiğimiz büyük bir resim vardır.

Unutmayalım… Evrendeki hiçbir şey sadece zararlı, kötü ya da olumsuz olamaz. Her deneyimin, her belirtinin, her olayın eşit dezavantajları ve faydaları vardır. Atomlar bile proton ve elektronlardan oluşur. Dolayısıyla, hiçbir şey sadece iyi ya da kötü, beyaz ya da siyah olamaz.
Sözün özü, bizler hikâyenin her iki tarafını da görebildiğimizde ve her deneyimden nasıl yararlanabileceğimizi algıladığımızda, herhangi bir travmayı saniyeler içinde dönüştürebiliriz…
Umuyorum, sizler için faydalı ve hayatınıza değer katan bir yazı olmuştur. Konuya ilişkin sorularınız varsa lütfen bizlere sormaktan çekinmeyin. Sağlıcakla kalın…

Yorum Ekle